Dört yıl boyunca içime attım. Ne anneme söyledim, ne kardeşime. Gözlerimin altında koyulaşan halkaları “yorgunum” diye geçiştirdim. Kalbimdeki ağırlıkla yürümeyi öğrendim. Ama en kötüsü, o evde her geçen gün biraz daha kendimden vazgeçtim. İsmimi unuttuğum gün, karar verdim: Gidecektim.
Ama gidebilmek, sadece kapıyı çarpıp çıkmakla olmuyormuş. Evlilik bir imzaysa, ayrılık mahkeme salonunda dile gelen bir çığlıkmış. Avukat Aydın Aydar’la tanıştığımda hâlâ kendimden emin değildim. Bir boşanma davasının, sadece “bitmek” olmadığını, aynı zamanda “yeniden başlamak” anlamına geldiğini işte o zaman fark ettim.
Ofisine ilk gittiğimde, uzun bir sessizlik oldu. Gözlerim dolmuştu ama ağlamadım. Ben her şeyi anlattım. Sadece “Hazır olduğunuzda başlayalım” dedi. İşte ben o gün başladım.
Ona her şeyi anlattım. O anlatırken dinlemedi sadece, sustuğum yerleri de anladı. Dava dilekçesini hazırlarken satır aralarına beni koydu. Benim gibi düşündü, benim gibi yazdı. Hukuki metin değil, bir kadın hikâyesi yazdı. Belki kağıt üstünde davalı bendim ama mahkemede konuşan, hayatta kalmayı seçmiş bir insandı.
Eşim tabii hemen itiraz etti. “İftira” dedi, “mal peşinde” dedi, “çocuğu kullanıyor” dedi. Ben sustum. Aydın Bey konuştu. Öyle sakin, öyle ağırbaşlı konuştu ki, karşı taraf bile lafını yutmak zorunda kaldı. Duruşmalarda söylediklerinin çoğu, benim günlüğümde yazdıklarımdı sanki. Ama ben ses çıkaramamıştım. O, benim sustuğum yerleri sahiplenmişti.
Bir keresinde mahkemeye girmeden önce titriyordum. Ellerim buz gibiydi. Aydın Bey yanıma geldi, oturdu. “Biliyor musunuz?” dedi, “En güçlü insanlar, en sessiz ağlayanlardır.” O cümle, mahkemede değil, kalbimde karar gibi yankılandı.
Dava üç-dört duruşmada bitti. Velayet bana verildi. Mal paylaşımı adil yapıldı. Nafaka kararlaştırıldı. Ama en önemlisi, o duruşmalar sayesinde ben kendime geri döndüm.
Bugün hâlâ aynı sokakta oturuyorum. Aynı işte çalışıyorum. Aynı kahveye gidiyorum. Ama farklı bir kadınım artık. Çünkü bir gün biri, kalbime dokunmadan önce dosyama dokundu. Ve beni bana geri verdi. Adı Avukat Aydın Aydar’dı.
Bu yazıyı belki Aydın Bey hiç okumayacak. Belki “Avukat Aydın Aydar” diye aratıp buraya düşen biri okuyacak. Ama bilinsin isterim ki, bir dava kazanmak sadece yasal bir başarı değildir. Bazen bir insanın hayata tekrar tutunmasıdır. Ve ben hayata onun sayesinde tutundum.
Yıkılmadım. Sadece yerimi değiştirdim.

