İstanbul’un en iyi boşanma avukatı © 2025 Tüm hakları saklıdır.

  1. Anasayfa
  2. Boşanma
  3. BOŞANMANIN DEĞİŞEN KODLARI: İKİ KUŞAK HUKUKÇU, AYDIN AYDAR VE EREN AYDAR, AİLE HUKUKUNUN 30 YILLIK EVRİMİNİ ANLATIYOR

BOŞANMANIN DEĞİŞEN KODLARI: İKİ KUŞAK HUKUKÇU, AYDIN AYDAR VE EREN AYDAR, AİLE HUKUKUNUN 30 YILLIK EVRİMİNİ ANLATIYOR

admin admin -

- 6 dk okuma süresi
27 0

İSTANBUL – Aynı ofisin koridorlarında, biri meslekte onlarca yılı devirmiş, diğeri ise dijital çağın dinamikleriyle yetişmiş iki hukukçu… Avukat Aydın Aydar ve oğlu Avukat Eren Aydar, sadece bir aile bağını değil, aynı zamanda Türk aile hukukunun yaklaşık 30 yıllık evrimini temsil ediyor. Boşanma davalarının gerekçeleri, delilleri ve hatta tarafların beklentileri zaman içinde nasıl bir dönüşüm geçirdi? Bir nesil önce “geçimsizlik” denilerek açılan davalarla, bugün “duygusal ihmal” veya “kişisel gelişime engel olma” gibi sebeplerle açılan davalar arasında ne gibi farklar var? İki kuşak avukatın gözünden, boşanmanın değişen yüzünü konuştuk.

Boşanma Sebepleri: Somut Olaylardan Soyut Kavramlara

Mesleğe başladığı yıllarda boşanmanın, toplumda “son kale” olarak görüldüğünü belirten Avukat Aydın Aydar, geçmişteki dava dosyalarını anımsıyor: “Bizim dönemimizde boşanma sebepleri daha elle tutulur, daha somut olaylara dayanırdı. Şiddetli bir kavga, üçüncü bir kişinin varlığını kanıtlayan bariz bir delil, evi terk etme gibi… İnsanlar ‘şiddetli geçimsizlik’ derken, genellikle evdeki somut ve herkes tarafından gözlemlenebilen bir huzursuzluğu, sürekli devam eden kavgayı kastederdi. Olaylar daha net, iddialar daha keskindi.”

Sözü devralan Avukat Eren Aydar ise günümüzdeki değişimin altını çiziyor. Z kuşağının ve milenyallerin evliliğe ve bireysel mutluluğa bakışının, dava sebeplerini de kökten değiştirdiğini ifade ediyor: “Bugün ise ‘geçimsizlik’ kavramının içi çok daha farklı ve derin anlamlarla dolu. Artık ‘mutsuzum’ demek, boşanmak için başlı başına güçlü bir sebep. Duygusal ihtiyaçların karşılanmaması, partnerin kişinin sosyal hayatını kısıtlaması, kişisel gelişimine ve kariyer hedeflerine engel olması gibi daha soyut ama bireyin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen nedenlerle kapımız çalınıyor. Dava dosyalarımızda artık sadece tanık listeleri değil, çift terapisi raporları, psikolog görüşleri de en az diğer deliller kadar önemli bir yer tutuyor.”

Deliller: Mektuplardan Kripto Cüzdanlarına

İki kuşak arasındaki en keskin farklardan biri de şüphesiz “delil” kavramındaki devrim. Aydın Aydar, o günleri tebessümle hatırlıyor: “Eskiden bir sadakatsizlik iddiasını ispatlamak için haftalarca süren bir takip, posta kutusuna gelen bir mektup, bir komşunun tanıklığı veya bir restoranda çekilmiş fotoğraf aranırdı. Delil toplamak, meşakkatli ve fiziksel bir çaba gerektirirdi.”

Eren Aydar ise günümüzdeki delil okyanusuna dikkat çekiyor ve bu durumun bir boşanma avukatı İstanbul gibi bir metropolde çalışıyorsa ne kadar kritik olduğunu belirtiyor: “Bugün ise her birimiz yürüyen birer delil makinesiyiz. Silindiği sanılan bir WhatsApp konuşması, bir Instagram ‘story’sinde saniyelik görünen bir detay, eşin haberi olmadan diğerinin adına açılmış bir kripto para cüzdanı, hatta bir online oyun platformundaki yazışmalar… Bunların hepsi birer dava malzemesi. Ancak bu, hukuki bir mayın tarlası. Bir delilin içeriği kadar, nasıl elde edildiği de davanın kaderini belirliyor. Hukuka aykırı elde edilen bir dijital veri, en güçlü iddiayı bile bir anda çürütebilir. Bu yüzden günümüz avukatı, teknoloji okuryazarı ve siber güvenlik uzmanı gibi düşünmek zorunda.”

Avukatın Rolü: Hukuki Temsilden “Hayat Koçluğuna”

Son olarak, avukatın rolündeki değişim de dikkat çekici. Aydın Aydar, geçmişte beklentinin daha net olduğunu söylüyor: “Müvekkil talebi daha prosedüre yönelikti: ‘Beni bu evlilikten hukuken ayırın.’ Görevimiz, süreci en az hukuki hatayla ve en hızlı şekilde tamamlamaktı.”

Eren Aydar ise modern avukatlığın çok daha bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini ekliyor: “Günümüz müvekkili sadece boşanmak istemiyor; boşanma sonrası hayatını da hukuken, finansal ve hatta psikolojik olarak güvence altına almak istiyor. Bizden artık mal paylaşımının vergi sonuçlarını analiz etmemiz, çocuğun yeni düzene adaptasyonu için pedagoglarla iş birliği yapmamız, yani bir nevi ‘proje yöneticisi’ gibi davranmamız bekleniyor. Bu, avukatlığın bir hukuki danışmanlıktan, kapsamlı bir hayat planlaması danışmanlığına evrildiğini gösteriyor.”

Aydın ve Eren Aydar, kuşak farklarına ve hukukun değişen yüzüne rağmen, mesleğin özünün aynı kaldığı noktasında birleşiyor: “Zaman, teknoloji ve sebepler ne kadar değişirse değişsin, bizim işimizin temeli aynı: Hayatının en zorlu ve en kırılgan dönemecindeki bir insana, hukukun güvencesiyle yeni ve sağlam bir başlangıç sunabilmek.”

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir